Home SeyahatSosyoloji Öğrencisinden Notlar: ‘Habitus’ Kavramı Seyahat Alışkanlıklarımızı Nasıl Açıklıyor?

Sosyoloji Öğrencisinden Notlar: ‘Habitus’ Kavramı Seyahat Alışkanlıklarımızı Nasıl Açıklıyor?

by admin
0 comments

O “Garip” Seçim Anları

Hepimiz yaşamışızdır. Tatil planı yaparken ailemiz veya arkadaş grubunuz ikiye bölünür: Bir taraf “Her şey dahil otelin konforundan şaşmayalım, risk almayalım” derken, diğer taraf “Gerekirse hostelde yada en azından mütevazi bir pansiyonda kalalım ama o ara sokağı, o yerel lezzeti keşfedelim” diye tutturur.

Peki neden bazılarımız için “lüks” ve “konfor” vazgeçilmezken, bazılarımız için “deneyim” ve “otantiklik” her şeyden önce gelir? Neden bazılarının tatil anlayışı dinlenmek, bazılarınınki ise adeta bir maraton gibi keşfetmektir?

Bir bankacı olarak hayatım planlama üzerine kurulu. Ama bir gezgin olarak içimde hep o “yeni” olanı keşfetme dürtüsü var. Bu ikilemi yaşarken, ikinci üniversite olarak okuduğum sosyoloji derslerimde karşıma bir kavram çıktı ve seyahat tercihlerimiz de dahil olmak üzere hayatımızdaki pek çok “doğal” sandığımız seçimin aslında ne kadar sosyal olduğunu fark etmemi sağladı: Habitus.

“Fabrika Ayarımız” Olarak Habitus: Nedir Bu Kavram?

Panik yok, akademik bir makale yazmayacağım. En basit haliyle Habitus, Fransız sosyolog Pierre Bourdieu’nün ortaya attığı bir kavram.

banner

Bunu, bizim “sosyal fabrika ayarlarımız” gibi düşünebilirsiniz.

Doğduğumuz andan itibaren, ailemiz, çevremiz, aldığımız eğitim, mesleğimiz (evet, bankacılık da dahil!) bize farkında olmadan bir dizi alışkanlık, eğilim ve dünyaya bakış açısı yükler.

  • Neyi “kaliteli” bulduğumuz.
  • Neyi “bayağı” veya “riskli” gördüğümüz.
  • Neye para harcamanın “mantıklı” olduğuna inandığımız.

Bunların hepsi bizim “HABİTUS”umuzu oluşturur. Bu, bilinçli bir seçim değildir; daha çok bir “oyun hissi”dir. Otomatik pilota alınmış tercihlerimizdir.

Habitus ve Bavul: Seyahat Tercihlerimiz Aslında Neyi Anlatıyor?

İşte işin ilginçleştiği yer burası. Bavulumuzu nasıl hazırladığımızdan, nerede yediğimize kadar her şey bu “fabrika ayarları” ile ilgilidir.

Örnek 1: Konaklama (Güvenlik vs. Deneyim)

  • Eğer “habitus”unuz konfor, öngörülebilirlik ve güvenlik üzerine kuruluysa (belki de benim gibi kurumsal bir işiniz varsa), tatilde “sürpriz” istemezsiniz. 5 yıldızlı, bilinen bir zincir otel veya her şey dahil bir tesis, sizin için “mantıklı” olan seçimdir. Risk, konfor alanınızın dışındadır.
  • Eğer “habitus”unuz “kültürel sermaye” (yani, parayla alınamayan deneyimler) üzerine kuruluysa, lüks bir otel size “sıkıcı” ve “izole” gelebilir. Siz, o şehrin yerlisi gibi yaşayacağınız bir Airbnb’yi veya dünyanın dört bir yanından insanlarla tanışacağınız bir hosteli “otantik” ve “değerli” bulursunuz. Ancak bu seçimi yapmak özellikle de vli ve 5 yaşında bir çocuğunuz var ise çok zordur.

Örnek 2: Yeme-İçme (Tanıdık vs. Keşif)

  • Yurt dışına gittiğinde bildiği fast-food zincirini arayan birini düşünün. Bu, onun damak tadının “kötü” olduğunu göstermez. Sadece habitus’u, “yeni” ve “bilinmeyen” yiyeceği bir risk olarak kodlamıştır. Güvenli olanı (tanıdık tadı) seçer. Bu nedenle şehrimizdeki uluslararası bir hamburger restoranında çok fazla yabancının yemek yediğini görürüz ve belki de yahu bu dünyanın her yerinde var neden burada yiyor da geleneksel lezzetlerimizi keşfetmiyor dersiniz.
  • Diğer yanda, “en iyi yemek sokaktakidir” diyerek bilinçli olarak en salaş, en yerel dükkanı arayan bir “gurme gezgin” var. Onun habitus’u ise “keşfi” ve “otantikliği” ödüllendirir.

Örnek 3: Aktivite (Müze vs. Plaj)

  • “Tatile gidip müze mi gezilir, bütün yıl çalıştık!” diyen biri, tatili “fiziksel yenilenme” (bedeni dinlendirme) olarak kodlamıştır.
  • “Plajda yatmak zaman kaybı, o müzedeki eseri görmeden dönmem” diyen biri ise tatili “kültürel yenilenme” (zihni doyurma) olarak kodlamıştır.

İkisi de “yanlış” değil. Sadece “fabrika ayarları” farklı.

Kişisel Yansıma: Habitus’u Fark Etmek ve “Limitless”

Bu kavramı öğrenmek bende bir şok etkisi yarattı. Fark ettim ki:

  1. Bir bankacı olarak “habitus”um, beni riskleri minimize etmeye, planlı olmaya ve konforu aramaya itiyor. Her ne adar arkadaş ortamında aksini söylüyor olsam da.
  2. Bir Görsel Sanat öğrencisi (başka bir ikinci üniversite) ve fotoğrafçı olarak “habitus”um, beni estetiği, farklı ışığı ve “o” kareyi aramaya zorluyor.
  3. Bir seyahat sever olarak ise bu iki habitus sürekli çatışıyor.

Peki, “Limitless (Limitsiz)” projem bunun neresinde?

Habitus’umuzu fark etmek, ondan özgürleşmenin ilk adımıdır.

“Limitless(Limitsiz)” projemin ana hedefi, sadece fiziksel veya zihinsel sınırlarımı değil, aynı zamanda bana dayatılan bu sosyal “fabrika ayarlarımı” da zorlamak. Eğer benim “habitus”um bana “Oraya gitme, riskli” veya “O kurs gereksiz, para tuzağı” diyorsa, ben durup düşünüyorum: “Bu gerçekten benim kararım mı, yoksa habitus’umun otomatik pilotu mu devrede?”

Artık seyahatlerimde bilinçli olarak konfor alanımın dışına çıkmaya çalışıyorum. Eğer içimdeki “bankacı” bana “Rezervasyon yap, garanti olsun” diyorsa, içimdeki “kaşif”e de söz hakkı verip “Belki de gidince bakarız” spontanlığını denemeye çalışıyorum. Ama itiraf etmeliyim ki 5 yaşındaki Oğlum Arda ile spontanlık kolay değil, ama yinede belli sınırlar çerçevesinde bunu deniyorum.

Sizin “Seyahat Fabrika Ayarınız” Nedir?

Habitus’umuzu bilmek, bir seçimin diğerinden “daha iyi” olduğunu söylemez. Lüks oteli seçen, hostel veya pansiyon seçenden daha “kötü” bir gezgin değildir.

Amaç şu: Farkındalık.

Kendi tercihlerinizin “neden” böyle olduğunu anladığınızda, onları bilinçli olarak değiştirme veya esnetme gücüne kavuşursunuz.

Siz bir sonraki seyahatinizi planlarken bir durup düşünün:

  • Sizi o otele veya o restorana çeken şey tam olarak ne?
  • Neyi “riskli” veya “sıkıcı” olarak etiketliyorsunuz?
  • Seçimlerinizi yöneten o “fabrika ayarı” ne olabilir?

Deneyimlerinizi ve kendi “seyahat habitus”unuz hakkındaki düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar bölümünde paylaşın. Merakla bekliyorum!

Kaynaklar:
Kişisel Deneyim ve Üniversite Ders Notlarım
Fotoğraf

You may also like

Leave a Comment